Dou Print Studio
Fiyat bilgisi için iletişime geçin
✓Orijinallik sertifikası dahil
Fedele Maura Friede, 1997 yılında Almanya’nın Holzminden kentinde doğmuş, Höxter ve Karlsruhe’de büyümüştür. Günümüzde yaşamını ve çalışmalarını Leipzig’de sürdürmektedir. 2016–2024 yılları arasında Leipzig Grafik ve Kitap Sanatları Yüksekokulu’nda (Hochschule für Grafik und Buchkunst Leipzig – HGB) öğrenim görmüş; önce Prof. Ingo Meller’in, 2021 yılından itibaren ise Prof. Anne Speier’in sınıfında çalışmıştır. Resim/Grafik alanındaki diploma eğitimini üstün başarı derecesiyle tamamlamıştır. Sanatçı ayrıca bir dönem Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’nde (Akademie der Bildenden Künste Wien) eğitim almış; 2020–2024 yılları arasında ise Leipzig Üniversitesi Kültür Bilimleri Enstitüsü’nde öğrenimini sürdürmüştür. documenta fifteen kapsamında staj yapmış ve Leipzig HGB Galerisi’nde Ilse Lafer ile birlikte çalışmıştır. 2024 yılında Claus Hüppe Vakfı tarafından verilen 8. Horst Janssen Grafik Sanatlar Ödülü’ne layık görülmüştür. Aynı yıl, Leipzig HGB’de Franziska Reinbothe’nin Resim ve Grafik Sınıfı’nda öğretim görevlisi olarak ders vermeye başlamıştır. Sanatsal pratiğinde mekân, zaman ve bedenin algılanma koşullarını araştırır. Bu doğrultuda resim, grafik, yerleştirme ve metni bir araya getiren çeşitli ifade biçimlerinden yararlanır; bu disiplinleri karşılıklı bir diyalog ilişkisi içerisinde kurgular. Çalışmaları; çizim, haritalama ve yazıyı bir araya getiren bir yapı sergiler. Eserleri, çevreyi ve çevresinde olanı parçalı bir bakış açısıyla anlatmaya yönelir; farklı perspektiflerin bir arada var olmasına izin verirken hem içe hem de dışa dönük bir dünya tasviri sunar. Friede’nin üretiminin temel niteliği, görüntülerinin içerdiği yönsüzlük ve belirsizlik hissidir. Bu sayede eserleri farklı yönlere doğru gelişebilir ve çoğul yorumlara açık hâle gelir. Çizimleri ve resimleri, kâğıt ya da tuval yüzeyinin her köşesinden kurgulanmış olup her yönden okunabilecek şekilde tasarlanır. Sanatçı, çizgileri yeniden tanımlayarak görüntünün perspektifini açan ve farklı algılama biçimlerini mümkün kılan bir sosyal alan yaratır. Çalışmaları, mikrokozmos ile geniş panoramalar arasında gidip gelir; belirli bir hikâyeyi takip etmeksizin ya da doğrudan anlatıcı olmaksızın, gizli bir anlatının varlığını hissettirir.