
Nuri İyem, 1933–1937 yıllarında Nazmi Ziya, Hikmet Onat, İbrahim Çallı ve Léopold Lévy atölyelerinde çalışarak, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nden birincilikle mezun olmuştur. 1940 yılında Léopold Lévy yönetimindeki yeni açılan Yüksek Resim Bölümü'ne devam etmek üzere Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne tekrar girmiştir. Ortak bir resim anlayışı çerçevesinde Haşmet Akal, Agop Arad, Avni Arbaş, Turgut Atalay, Ferruh Başağa, Abidin Dino, Fethi Karakaş, Kemal Sönmezler, Selim Turan ve Mümtaz Yener ile birlikte Yeniler grubunun kurucuları arasında yer almıştır. Grubun Liman isimli ilk sergisi 1941’de Beyoğlu’ndaki Basın Birliği’nde balıkçıları ve liman işçilerini betimledikleri resimlerle açılmıştır. Nuri İyem, 1944’te Nalbant isimli resmiyle birincilik kazanarak Yüksek Resim Bölümü'nden mezun olmuştur. 1946 yılında Beyoğlu’nda bir mağazanın üçüncü katında ilk kişisel sergisini açmış, Galeri İsmail Oygar'da Yeniler grubunun dördüncü sergisine katılmıştır. UNESCO'nun Paris'te Modern Sanatlar Müzesi'nde açtığı uluslararası sergiye Nalbant isimli resmiyle katılmıştır. Nuri İyem, 1947’den 1951’e kadar her iki yılda bir Fransız Konsolosluğu'nun sergi salonunda düzenlenen Yeniler grubu sergilerinin tümüne katılmıştır. 1948’de soyut resme yönelmiştir. 1951’de Yeniler grubunun dağılması üzerine Türk Ressamları Derneği’ne üye olarak derneğin ilk sergisine katılmıştır. 1952’de nü ve portre konulu resimlerden oluşan ikinci kişisel sergisi Maya Sanat Galerisi’nde açılmıştır. 1956’da Venedik Bienali’ne katılmıştır. 1965’e kadar soyut ve nonfigüratif çalışmalarını sürdürmüştür. 1959-1970 yıllarında İstanbul Belediye Sarayı, Ulus Anafartalar Çarşısı, İzmir Emlak Kredi Bankası gibi farklı illerdeki birçok mekâna çeşitli duvar resimleri yapmıştır. Aynı dönemde Yeditepe ve Dost dergileri için sanat yazıları yazmıştır. Yapıtlarında Anadolu insanını ve toplumsal yaşamı; göç, emekçiler, kırsal ve kent yaşamı gibi temalarla özgün bir üslupla yansıtmıştır. Nuri İyem, Türk sanat tarihinde özgün bir resim anlayışı geliştirmiş önemli bir ressamdır. Yaşamını yalnızca ressamlık yaparak kazanmış ve toplumla bağ kurabilen eserler üretmeye çalışmıştır. Çoğunlukla tuval veya duralit üzerine yağlıboya çalışmış; form, renk, ışık ve kompozisyon gibi plastik unsurlara önem vermiştir. Kadın portreleriyle tanınsa da peyzaj, natürmort, iç mekân ve soyut resimler de yapmıştır.